h1

Taşranın Rengi Gözlerim

Haziran 28, 2009

mum

Bak işte gözlerim;

Hani sana pencere pervazlarında çırpınan o zavallı kırlangıcı anımsatan. Yalnız ve yaralı kahverengi düşlerin senin. Kırdığım potların düzeneğine işlenmiş bir nakış zerafetinde aşk? Aşkın gölgende yeniden, yeniden ateşe atılışı, yanışı dünyanın.

Taşralı bir bozgunum ben nihayet, şaşkınlığımı mazur görme ama. Bilmediğin bir ülkenin ayak basılmaktan yorgun arka sokaklarından, bıçkın kaldırımlarından sesleniyorum boşluğa. İçimden taşan sana çaresizce sarılan yüreğim midir gerçekten, inanmıyorum buna.

Taşralı bir yanlışlıktır yüreğim, kendini bir ağıdın koynuna gizleyen. Sessizce geceleri demleyen bir köşede, sıradan ve mülayim.Göremediğin tersinde yaşanır burda düşler hayatın. İşte ben bu hayatı sen gibi görmeyen kalplerin yamacında çocuk oldum ve büyümemeye yemin içtiğim günün ertesinde kovuldum sırça köşkünden aşkın.

Yazının devamını oku »

h1

yaz gelmiş neyime…….

Haziran 10, 2009

kabuk

elif burda.
ara ara açıp bakıyorum sayfa ne alemde, yerinde duruyor mu diye..
aslında eklemek istediklerim çok. ama ….
telaşına kapılıp gittiklerimin iyilik güzellik getirmesi, saatlerin biraz yavaş geçmesi,  mümkünse zaman yavaş geçerken bir an önce 1 ağustos’un -şimdiki tahmini özgür olabilme ihtimalimi ifade eden güzel günlerden bir gün- gelmesi, efendim sonra tez nâm olunan şu meredin bir an önce nihayete ermesi, biraz yalnızlık, ama kalabalık, güneş-deniz-ağaç-kitap hayalim. uzatabilirim.

çok şey mi istiyorum…….
:)

h1

…..

Mayıs 24, 2009

kayik

h1

Yerebatan Ney Akşamı

Mayıs 11, 2009

YEREBATAN NEY AKŞAMI

16 Mayıs Cumartesi
Saat: 19.00
Düzenleyen: Ender  Doğan
Yer: Yerebatan Sarnıcı

h1

İlkokul düzeyinde yazı

Mayıs 1, 2009

İlkokul öğrencileri bile artık biliyorlar ya, anlama özürlü bazı üniversite mezunlarına belki beş yüzüncü kere yeniden anlatalım. Çünkü kavramları birbirine karıştırmaya bayılıyorlar…
“Cumhuriyet”, başında “monark” yani bir imparator, kral, padişah vs. bulunmayan, başkanın ya doğrudan ya dolaylı seçimle geldiği devlet şeklidir. O kadar.
Bu devletin de ille de “demokrasi” olması gerekmez.
Buna karşılık, sapına kadar demokratik krallıklar da vardır.
İspanya, İngiltere, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka mükemmel birer demokrasidirler ama cumhuriyet değildirler.
Fakat İran, Kuzey Kore, Küba cumhuriyettirler ama demokrasi değildirler. Hitler Almanyası, Stalin Rusyası cumhuriyetti ama faşist ve komünistti. Mussolini İtalyası, hem cumhuriyet değildi hem demokrasi değildi. Suudi Arabistan ne cumhuriyettir ne de demokrasinin yakınına uğramıştır.

Yani, “cumhuriyet ilericiliktir, solculuktur” falan gibi laflar saçmalıktır… Cumhuriyet öyle olabilir de, olmayabilir de.
Peki, Atatürk ve İnönü Türkiyesi neydi?
Yazının devamını oku »

h1

Şarkıların kafamıza takılmasının sırrı

Mayıs 1, 2009

ABD’li bilim adamları, melodilerin zihni meşgul etmesinin sebebini buldu. Dinlenen şarkının beynin işitsel korteksini doldurduğunu ve parça bitse de beynin uzunca bir süre nağmeyi devam ettirdiğini belirledi. Bu takıntıdan kurtulmak için de 6 pratik çözüm önerdi.

Arabanızla işe doğru gidiyorsunuz ve en sevdiğiniz radyo kanalını dinliyorsunuz. Radyoda, Fikret Kızılok’un ‘Bu kalp seni unutur mu?’ şarkısı çalıyor. Arabanızı park edip iniyor ve işe başlıyorsunuz. Ancak “Bu kalp seni unutur mu?” bölümü halen aklınızda. Akşama kadar beyninizde bu sözler yankılanıyor, bir türlü kafanızdan atamıyorsunuz. Niçin şarkılar kafanızda ayrılmaz bir şekilde takılıp kalıyor?

Howstuffworks.com isimli sitede yer alan haberde, uzmanlar, suçlunun earworm (insanın aklına takılıp kalan, devamlı tekrar eden melodi, şarkı) olduğunu söylüyorlar. Bunun bir çeşit bilişsel kaşınma ya da beyin kaşınması yaratan duygulardaki parazitik olduğunu belirtiyorlar.

Bir şarkıyı dinlediğimizde, bu şarkı beynin işitsel korteks denilen bölümünü tetikliyor. Dartmouth Üniversitesi’nden araştırmacılar, nesneleri araştırmak için benzer bir şarkının parçasını çaldıklarında, katılımcıların işitsel korteksinin otomatik olarak şarkının kalanıyla ya da diğer sözlerle dolduğunu gördüler. Beyin şarkı sona ertikten uzunca bir süre sonra bile şarkıyı söylemeye devam ediyor. Bunu bozmanın tek yolu şarkıyı kafanızda defalarca tekrarlamak. Maalesef, sivrisinek ısırığı gibi sen ne kadar çok kaşırsan o kadar çok kafana takılıp kalıyor.

Yazının devamını oku »

h1

İmlâsız

Nisan 29, 2009

çocukluk..

Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım, bilemedim
Düz yolda yürümenin imlâsını
Kanayan dizlerime bakıp da
Ağlamayı öğrenemediğim gibi

Sevgilisi değildim kadınlarımın
Bir papağan tüneğiydim belki
Ama birkaç sözcük öğrendiysem
Kadınlardan öğrendim, yine de
Bilemedim sevgilim diyebilmeyi

Büyülendim ama büyüyemedim
Aklım ermedi aynalara ve suya
Yüzümü gösterip kalbimi neden
Sakladıklarını öğrenemedim
Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada.

Ahmet Telli

h1

Anılar Defterinde Gül Yaprağı

Mart 27, 2009

anilar-defterinde

Anılar Defterinde Gül Yaprağı

Gibi Unutuldum Kurudum

Başıma Düştü Sevda Ağı

Bir Başıma Tenhalarda Kahroldum.

Sen Kimbilir Rüzgarlı Eteklerinle Kimbilir

Hangi İklimdesin

Ben Sensiz Bu Sessizlikle

Deliler Gibiyim

Sensiz Bu Sessizlikle.

Ayrılıkla Başım Belada

Gözlerini Çevir Gözlerime

Yoksa Ben

Sensiz Bu Sessizlikle

Deli Gibiyim

Sensiz Bu Sensizlikle.

Cahit Zarifoğlu

h1

..

Mart 9, 2009

yagmurcocuk

h1

Mustafa Ceceli – Karanfil

Mart 5, 2009

Ah benim örselenmiş incinmiş karanfilim
Bir sessiz çığlık gibi kırmızı masum narin
Bu ürkek bu al duruş söyle neden bu vazgeçiş
Ne oldu ümitlerine bu ne keder bu ne iç çekiş

Sen ki özgürlük kadar güzelsin, sevgi kadar özgür
O güzel başını uzat göklere, gül güneşlere gül

Kırılma, küsme sen yine bir şiir yaz
Çok değil inan az kaldı az
Bu kadar erken susma biraz bekle
Ağlama, ağlama gül biraz..

Mustafa Ceceli – Karanfil (indir)