Temmuz, 2008 için Arşiv

h1

House M.D

Temmuz 28, 2008

“House, ilk bölümü 16 Kasım 2004 tarihinde yayınlanmış, House M.D. olarak da bilinen televizyon dizisi. Dizinin ana karakteri İngiliz Hugh Laurie. Hugh Laurie bu dizideki Dr. Gregory House rolüyle 2006 ve 2007 yılında iki kez Altın Küre ödülü kazanmıştır.

Gregory House New Jersey Princeton Plainsboro Hastanesinin tıbbi tanı bölümü başkanı bir doktordur. Kendini aşırı beğenmesi, insanları önemsememesi ve boşvermişlik gibi özelliklerine rağmen müthiş bir doktordur. Uzmanlık alanı bulaşıcı hastalıklardır (intaniye). Hiçkimsenin tanı koyamadığı hastalara tanı koyarak onların hayatlarını kurtarmatadır. Ancak ekibindekilerin psikolojilerini de sürekli olarak bozmaktadır. Hastanenin yöneticisi Lisa Cuddy’nin onu sürekli gözlem atında tutmaya çalışmaktadır ve ondan asla vazgeçmemektedir. Çünkü en zor durumlarda hastaları kurtaran hep odur. Ama Dr. House yüzünden hastane sık sık dava edilmektedir.”

Read the rest of this entry ?

h1

“Farklı Kültürlerde Güzeli Arayış”

Temmuz 28, 2008

Tarih : 16 Mayıs – 17 Ağustos 2008
Yer : Türk ve İslam Eserleri Müzesi
Adres : İbrahim Paşa Sarayı At Meydanı No: 46
Sultanahmet İstanbul
Tel : (212) 518 18 05-(212)518 13 85

HSBC’nin 5 il ve 7 farklı müzeden “Farklı kültürlerde Güzeli Arayış” konseptiyle bir araya getirdiği toplam 700 eser, Türk İslam Eserleri Müzesi’nde sergileniyor.

HSBC Bank A.Ş. ve T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Türk ve İslam Eserleri Müzesi işbirliğiyle “Farklı Kültürlerde Güzeli Arayış” konseptiyle düzenlenen sergi Anadolu topraklarındaki birbirinden değerli tarihi eserleri bir araya getiriyor. 16 Mayıs – 17 Ağustos tarihleri arasında Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde sergilenecek tüm eserlerin ortak özelliği “Güzeli Arayış” serüveninin simgeleri olmaları. Hazırlık aşamasının yaklaşık 2 yıl sürdüğü sergide taş, mermer, toprak, bronz, altın, gümüş, değerli taşlar, elyazması, cam, ahşap, kumaş, deri, sedef, halı, kilim, çini, seramikler yer alıyor. 700′e yakın seçme eser, müzenin 4000 m2 kapalı salonlarında izleyiciye sunuluyor.

Read the rest of this entry ?

h1

Huşe-i Meryem

Temmuz 27, 2008

doğduğun an hangi lale boynunu büktü
hangi üveyik yorgun düştü insafsız tenhalıklarda..
hangi duanın meyvesiydin bu deverân-ı alemde
bilemiyorum… oysa şimdi hunfeşan akşamlarda, saçlarımdan kıvılcımlar ağarak ve ipince bir sızı ile senin için bırakıyorum kalemimin busegâhını beyaz kağıt boşluğuna..

Hançeremde giderken öldürdüğün fahte kuşlarının kanları var hala..
cüzzamlıdır şimdi sana doğru attığım her adım.. gördüğüm her resim..
soluk soluğa kaldığım nice gecelerden devşirdiğim ve bir ab-ı revan misal sana adadığım, yılmadan, usanmadan, korkamdan, iftikarımı haykırdığım, çeşm-i canım aşkımı bimar ettin ey süveyda bilesin..
Ömrüm ise artık infitaha küskün..
bir hayat içreyim ki “anestü nara”..
bir hal üzereyim ki iplik iplik dilimde hüzünler..
hani nerde inka-i aşk..
nerede hani gisu Yusuf kokusu..
ben ki şikeste bir haldeyim.. değmesin ah-u zarıma kimseler.. içimde tufanın zaferini bekliyorum şimdi..
benki hep ebr-i teessürdeyim..

Read the rest of this entry ?

h1

Temmuz 27, 2008

Yürek kavislerimden akıp giden vuslatın can suyu! …
Bir çığlığa sarılır gibi,tutundum eteğinden,bir kuyuya atar gibi kendimi
attım en derin dehlizlere, şimdi salacağım kısrağı dağ uçlarına, Musa’nın
asasını alıp açıyorum dağların yolunu, Fizan’a çıksa bile yollar, yol-ların
çoğul ekinden atıyorum kendimi, çöl örtüyor ayak uçlarımı …

Hadra yağmurlarında bir diken gibi baş tutacağım, omuzlarından aşağıya batan
kıymık gibi şimdi özlemin. Bu vadinin yorganı kısa geliyor,baş açık
yatılmıyor iki dağın arasına, neyleyim…

Read the rest of this entry ?

h1

Ekrem Düzgünoğlu

Temmuz 27, 2008

İlk albümü ‘Karanlıktan Güneşe’ temmuz 2007′de çıkmış. Geç tanışanlardanım.. ( “Teşekkür”, kime gideceğini biliyor yine..)

Albümündeki diğer şarkıları henüz dinlemedim ama bu, gerçekten çok güzel..

Ekrem Düzgünoğlu – Berduş – dinle / indir -

h1

Kalbime Adını Düşür

Temmuz 26, 2008

ne kadar savunsam kendimi meşru müdafaa anlayacaksın halbuki kadim zamanların surlarından salarken düşlerimi, taşların arasına iliştirmiştim savunmamı…

göğün kapıları açılmıştı, gemiye çivi olmuştuk yan yana … çekiçle örselenirken ruhumuz tüm tufanı seyretmiştik beyaz meşenin aralığında…

kıyam etmiştik o gün. kıblegâh da tûba ışıltısı ile ummana düşmüştük.. düş/tü… ne zor uyanmıştık bilmez misin?

İki fısıltı gibi çarpışmıştık kuyunun dibinde Ellerini doğrayan kadınlar Her göz züleyha’ya yusuf iken Sırtımı dayayacak ağaç aradım

Kalbime adını düşür
Kalbime adını düşür

Yaprağa boyasını süren nakkaş, Deliği onaran ruh ,Yürek ortama saplanan ok ,Yalın ayak bastığım sahra ,Gecelediğim balığın karnı ,Dağdağalı deniz ,Sağım-solum azalarım ,Acziyetim, fakirliğim, Muştuma inen nur, mermerin arasından sızan su ,dala yürüyen hayat, Yemen’de Aden ile Umman arasında, Ahkaf …
Elif. Lâm. Râ

Ebediyeti arzulayan korkak yanımla ,
Pençesindeyim ebabilin tırnaklarında
Ey yar göçebeliğimi hicretim say! …

Filiznur Atalan

h1

Kalbin İlacı

Temmuz 26, 2008

Kalbin İlacı

Ed-Da ve’d-Deva

İbn Kayyim el-Cevziyye

Elif Yayınları / Şark Klasikleri Dizisi

Sevap ve günah; insan ruhunun değişkenliği; melekilikten şeytaniliğe; tüm yönleriyle insan; bu kitabın mevzuudur.

İnsanı en üst derecelere getiren şey ne? Günahların en büyük zararı ne? Sevgi nedir? Sevgi ne zaman insanı yüceltir? Dualarımız bizim için neyi ifade eder?

İbn Kayyim bu kitabıyla, edebiyat, psikoloji ve dini ilimlerdeki dehasının muhteşem bir sentezini sunuyor.

h1

Geçiş Üçlemesi

Temmuz 26, 2008

‘sen’

geçilecek her ne varsa önümde, geçmekteyim ortasından.. hazar, yedisu, iğdeler, nar çiçekleri, yediveren.. şehre sinen elma kokusu, en çokta portakal.. geçeceksem böyle, böyle delikan.. boynunu vurmalıyım fundamental imgelerin. mordan ve ötesinden bir simerenya kurmalıyım.. daha fazlasına yoktur gerek..! adım rüzgar. benim rüzgar; çatılar uçurmaktayım.. tuğladan, ker**ten çatılar! dokunmaktayım şivekar bir gül zülfüne… ve fırtınadan sessizliğe.. bilemem, esersem ne yana eserim.. bakarsın yüzüne eserim.. eser de geçerim…

ne varsa geçilecek, bırakırım darmadağın..benden sen’e geçerim!

‘ben’

bir tahammülden geçmekteyim.. kırarım hoyratlığı, yıkarım pervasızlığı .. bir tahammülden geçmekteyim ey!.. içim dar, yer ve gök dar.. gönenmiş bir yarım yok.. aşk için; yoktan geçmekteyim, vardan, yârdan.. tanıdığım, tanımadığım.. duyduğum, duymadığım.. gördüğüm, görmediğim.. dokuduğum, dokunmadığım.. yediğim, yemediği.. her ne varsa kıyıda köşede hepsinden geçmekteyim.. benim aşk!..
Read the rest of this entry ?

h1

Dilfigar sevda…

Temmuz 26, 2008

Dilfigar sevda…

Gözyaşları sen olursun ve buhar olur her katre.

Sen olursun yalnız, yaz gelir ve güneş taşar penceremden. Güzel cümleler kuramam, kâtip değilim ben… Sarmaşıklar, hoş kokulu iğde ağaçları, çimenler gönülden hecelere değin, su değil adın, sen… sen yalnız kadın, en güzel tasvirler anlatamaz seni, ayakların bir dünyanın başlangıç noktası, güneş sen, yağmur sen, bulut sen, rüzgar ve tabiat sen, ruhum sarar baharı ve buhar olur göz yaşları…

Masallar çınlar kulaklarımda, masallar güzel kadın. Gözlerim kapanır ve dalarım birine… Büyük bir kapı, önünde küçük bir adam, tokmağa dokunur parmaklarım ve rüya! Bir şiir duyarım gaipten, sensin o bilirim, hayallerde konuşulur mu? Müebbet midir çiğnenen kuralların diyeti, sen ol güzel kadın… sen, boynuma asılan halatın tek bir lifi… Hayaller savrulsun saçlarımda, ruhum bahar olsun ve kavuşsun buharlaşan gözyaşlarına…
Read the rest of this entry ?

h1

Sus Gönlüm.. Bir Elif Miktarı Sus..

Temmuz 26, 2008

Efkâr dolu gönül sustuğu vakit, bir nâme duyulur; yalnızlar esas yalnızlığa, duygular düşlediği rüyalara, dil konuşma özlemi duyduğu sevdalara savrulur… mühür vurulur Ayın’a, çıkarılır Şın alfabeden, hüzne bırakılır Kaf belirsiz sinelerden…

Ve bir ses duyulur, bir dize fısıldar inceden;

“Ey gönül gel gayriden geç aşka eyle iktidâ
Zümre ehli hakikat ânı kılmış muktedâ.”

Şimdi…

Sus gönlüm…

Çok dile getirme. Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm…

Çok laf etme. Az söyle ki işimiz olgunlaşsın. Az söyle ki Hakk’a karşı yanlış kelâm çıkmasın.

Sus gönlüm…

Bir elif miktarı sus… Az kaldı bahara. Read the rest of this entry ?