bildiğiniz bir melodi aslında.. bundan daha bunalım enstrümantal bir parça bilmiyorum..
herşeyin bir zamanı var, belki bunun da dinlenileceği anlar vardır..
ki var..
Aralık, 2008 için Arşiv

Bunalım takılmak isteyenlere: Rodrigo Guitar Concerto
Aralık 30, 2008
Milel ve Nihal – Felsefe ve Tarih Okumaları
Aralık 25, 2008Milel ve Nihal Eğitim, Kültür ve Düşünce Platformu bünyesinde halka açık ve ücretsiz haftalık eğitim seminerleri düzenlenmektedir. Bu seminerlerde alanlarında uzman araştırıcılar ele aldıkları konuları seminer katılımcılarıyla interaktif sunum yöntemiyle tartışmaktadır.
Felsefe ve Tarih Okumaları 15 günde bir Felsefe ve Tarih alanlarında yaptıkları önemli çalışmalarla tanınan değerli bilim adamları tarafından verilmektedir.
Seminerler belirtilen tarihlerde saat: 18:30-19:30 arası dernek merkezinde gerçekleştirilecektir.
İmgenin Halleri
Prof. Dr. Zeynep Sayın
17.10.2008
Evrensellik ve Tarihsellik
Arasında Tasavvuf
Dr. Semih CEYHAN
31.10.2008
İslam Felsefesinin Tarihle İmtihanı
Dr. Ömer TÜRKER
14.11.2008
Beklemenin Mantığı,
Benjamin’in Tarih Felsefesi Tezleri
Doç. Dr. Besim DELLALOĞLU
28.11.2008
Farabi’de Felsefenin Tarihî Tekâmülü
Ali TEKİN
12.12.2008
Tarih ve İslam Felsefesi Sorunları
Prof. Dr. Mahmut KAYA
26.12.2008
Felsefî Tarihin Yapısını Sökmek
Yrd. Doç. Dr. Recep ALPYAĞIL
9.01.2009
Tarihte Tarih-Üstü: İbn Rüşd
Prof. Dr. Hüseyin SARIOĞLU
23.01.2009
Seminer Koordinatörü:
Yrd. Doç. Dr. Recep Alpyağıl

..
Aralık 19, 2008
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Aralık 17, 2008Edebiyat âleminde yarısı Ruslara, geri kalanı da Avrupalılara ait ‘Dünya Klasikleri’ diye pazarlama stratejisi kokan bir kategori var. Takla attırılıp, kısaltılmış versiyonlarından satın alıp vitrinimizin uygun yerine koyarız genellikle. En çok lisede, üniversitede tüketilen bu klasikler, eskiden Bülend Özveren’in sunduğu bilgi yarışmalarına soru olarak katılırlardı. Artık ciddi yayınevleri orijinal hallerini basmaya başladı: Oliver Twist ’in yeni halini görseniz küçük dilinizi yutar, vitrininizdekileri okumadığınıza şükredersiniz. Ancak her şey bir yana, arada sırada adını anmak istemediğimiz bazı ‘yerli’ yazarlardan başınızı kaldırıp Moby Dick filan okumanızda sayısız fayda var, bizce…
1) Kolay bir soru ile başlayalım: Dünyanın en çok bilinen roman kahramanlarından biri Raskolnikov olmalı. Yediği onca “halta” rağmen hangi ünlü yazarın, hangi kitabının içinde kahramanca yaşar?
a) Knut Hamsun-Açlık
b) L. N. Tolstoy Savaş ve Barış
c) I. S. Turgenyev Babalar ve Oğullar
d) F. M. Dostoyevski Suç ve Ceza
2) Roman türünün bilinen ilk örneği François Rabelais’nin Gargantua adlı eseridir. Ama neticede ilk örnektir. Gargantua’dan sonra yazılmış ve “gerçek anlamda” roman olarak tanımlanan ilk eser hangisidir?
a) Doktor Jivago
b) Sefiller
c) Üç Silahşörler
d) Don Quijote

Sevdânın Başşehrine Mersiye
Aralık 16, 2008
Gece… İki hece… Renginde, bir siyah aydınlığın, mehtâb ile devşirilmiş âhı saklıdır… Neylesem de; neylerin sarmaladığı gece yarılarının bağrında, gamzede perdelerin ardından doğacak güneşin muştuladığı nâr sabahı saklıdır! Örtücülüğüne güvenen gecenin sesini dinlemek için, kaldırımlara kulak vermek icab eder. Vaktiyle mest olunarak atılmış adımların hatırasını saklayan kaldırımlara… Unutmadan selam vermek de lazım! Eyüp Sultan şadırvanına dalıp gitmiş bir bulutun, yâr semalarına sebil ettiği cân yıldırımlarına…
Hazreti Fatih’in bir beyti dolanmalı sonra dile… Tâ can özünden terennüm etmeli bu nidâ, bile bile…
“Eger bülbül gibi her niçe feryâd ü figan itsem
Nasîbüm hâr-i mihnetdür benüm ol gül-îzârumdan(*)”1
Terk edilmişlik gömleğiyle çöllere insin sonra kafiyeler… Sırrı âğyâra bildirmeden, göçen turnaların peşinden ağıt yaksın şiirler… Bir şehrin hesabına aklı ermeyenin, bir şehre hesapsız kitapsız vurgun olduğunu söylesin gönyeler! Kapılar açılsın ardına kadar… Haliç’te pembeler raks etsin lacivert avuntular için… Dervişâne bir duyuşla çırpınmalı deniz! Ve haykırmalı vefâkâr martılar hep bir ağızdan: Bizde sizdeniz!
Çok görülmüş her vuslatın gölgesidir gece…

Waltz of The Butterfly
Aralık 12, 2008
aslında herkesin bildiği bir melodi..
yine güzel olan, hem hüznün mevsimi sonbaharı çağrıştırması hem de hüzün yerine keyif vermesi..
cafe anatolia’nın instrumantal albümünden.

Cafe Anatolia – Love Secret
Aralık 11, 2008
son zamanlarda dinlediğim en güzel enstrümantal parça..
nasıl bu kadar hüzünlü olup hem de bu kadar iyi hissettirebiliyor hala anlamış değilim. biraz kızılderili müziklerini hatırlatıyor, biraz köy türküsü, biraz gitar..
dinlemedeyim, tavsiye efendim ; )
cafe anatolia’nın bahar (2005) albümünden..
love secret -dinle / indir-

…
Aralık 9, 2008
seyirlik’teki fotoğraflara yorum yapmak istemiyorum aslında..
ama bu fotoğraf insana gerçekten çok iyi geliyor, bunu söylemek istiyorum sadece..

Kalem Yarası
Aralık 9, 2008
Bir yanım sağır, loş,karanlık…
Cevaplar atımın terkisinde yürüyorum
Yaralı bir serçe çağırdı dün akşam
Konduğum topraklarda acı ne de güzel taşınıyordu derken
Kaygılı bir yürekle
Utanarak
Korkuya yenik
Kanımı kemiren dost bir kahkaha gibi
Sırıtkan bir hüzünle
Yürüyorum.
nur zelal




