
Bak işte gözlerim;
Hani sana pencere pervazlarında çırpınan o zavallı kırlangıcı anımsatan. Yalnız ve yaralı kahverengi düşlerin senin. Kırdığım potların düzeneğine işlenmiş bir nakış zerafetinde aşk? Aşkın gölgende yeniden, yeniden ateşe atılışı, yanışı dünyanın.
Taşralı bir bozgunum ben nihayet, şaşkınlığımı mazur görme ama. Bilmediğin bir ülkenin ayak basılmaktan yorgun arka sokaklarından, bıçkın kaldırımlarından sesleniyorum boşluğa. İçimden taşan sana çaresizce sarılan yüreğim midir gerçekten, inanmıyorum buna.
Taşralı bir yanlışlıktır yüreğim, kendini bir ağıdın koynuna gizleyen. Sessizce geceleri demleyen bir köşede, sıradan ve mülayim.Göremediğin tersinde yaşanır burda düşler hayatın. İşte ben bu hayatı sen gibi görmeyen kalplerin yamacında çocuk oldum ve büyümemeye yemin içtiğim günün ertesinde kovuldum sırça köşkünden aşkın.


