Category Archives: Düş Saati

Taşranın Rengi Gözlerim

Bak işte gözlerim; Hani sana pencere pervazlarında çırpınan o zavallı kırlangıcı anımsatan. Yalnız ve yaralı kahverengi düşlerin senin. Kırdığım potların düzeneğine işlenmiş bir nakış zerafetinde aşk? Aşkın gölgende yeniden, yeniden ateşe atılışı, yanışı dünyanın. Taşralı bir bozgunum ben nihayet, şaşkınlığımı … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Ah Min-el Aşk

Seni seviyorum… Dağların, göklere duyduğu hayranlığa eş bir mavilikte; pınarların ağlayışından ilhâm almış bir kavalın yanık sesiyle… Kim ne bilsin ki; bende Mecnûn istidâdı var… Ve kim ne bilsin ki; sen Leylâ soylu bir peri, yangın yerine dönen gönlümün mahşerisin… … Continue reading

Posted in Düş Saati, Güçer Kafa Metinleri | Yorum yapın

Alelinfirad

Günlerden sükût… Münzevi kelimeler… Ağrılı ve sızılı… Ölüme raptedilmiş sesim.. Yüreğim yaslanacak bir dağ bulana kadar bir kenara bıraktım yazmayı… Issız ve hecesiz kalmayı yeğledim. Bir ikindi ağırlığında tutuldum ölüm kokusuna.. Temmuzdu, turna katarı gibi geçtin … Mucur doldu viranem… … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Taş (mı) yüreğim(n)?

“Kırılmak.. Anlamını yitirdiğim kavramlardan biri daha.. Cam yüreklerden çıkan sesin yankısı neden hep bende akis bulur? Çünkü taş yüreğimin çatırtısı uykularından uyandırır onları ve onların seslerinin bende yankılanması onların hakkıdır, doğal olarak.. İtiraz etmem..” başlık benim. cümleler alıntı, bir başka … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Huşe-i Meryem

doğduğun an hangi lale boynunu büktü hangi üveyik yorgun düştü insafsız tenhalıklarda.. hangi duanın meyvesiydin bu deverân-ı alemde bilemiyorum… oysa şimdi hunfeşan akşamlarda, saçlarımdan kıvılcımlar ağarak ve ipince bir sızı ile senin için bırakıyorum kalemimin busegâhını beyaz kağıt boşluğuna.. Hançeremde … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Yürek kavislerimden akıp giden vuslatın can suyu! … Bir çığlığa sarılır gibi,tutundum eteğinden,bir kuyuya atar gibi kendimi attım en derin dehlizlere, şimdi salacağım kısrağı dağ uçlarına, Musa’nın asasını alıp açıyorum dağların yolunu, Fizan’a çıksa bile yollar, yol-ların çoğul ekinden atıyorum … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Kalbime Adını Düşür

ne kadar savunsam kendimi meşru müdafaa anlayacaksın halbuki kadim zamanların surlarından salarken düşlerimi, taşların arasına iliştirmiştim savunmamı… göğün kapıları açılmıştı, gemiye çivi olmuştuk yan yana … çekiçle örselenirken ruhumuz tüm tufanı seyretmiştik beyaz meşenin aralığında… kıyam etmiştik o gün. kıblegâh … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Geçiş Üçlemesi

‘sen’ geçilecek her ne varsa önümde, geçmekteyim ortasından.. hazar, yedisu, iğdeler, nar çiçekleri, yediveren.. şehre sinen elma kokusu, en çokta portakal.. geçeceksem böyle, böyle delikan.. boynunu vurmalıyım fundamental imgelerin. mordan ve ötesinden bir simerenya kurmalıyım.. daha fazlasına yoktur gerek..! adım … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Dilfigar sevda…

Dilfigar sevda… Gözyaşları sen olursun ve buhar olur her katre. Sen olursun yalnız, yaz gelir ve güneş taşar penceremden. Güzel cümleler kuramam, kâtip değilim ben… Sarmaşıklar, hoş kokulu iğde ağaçları, çimenler gönülden hecelere değin, su değil adın, sen… sen yalnız … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın

Sus Gönlüm.. Bir Elif Miktarı Sus..

Efkâr dolu gönül sustuğu vakit, bir nâme duyulur; yalnızlar esas yalnızlığa, duygular düşlediği rüyalara, dil konuşma özlemi duyduğu sevdalara savrulur… mühür vurulur Ayın’a, çıkarılır Şın alfabeden, hüzne bırakılır Kaf belirsiz sinelerden… Ve bir ses duyulur, bir dize fısıldar inceden; “Ey … Continue reading

Posted in Düş Saati | Yorum yapın