‘Kitap -Tanıtım-’ Kategorisi için Arşiv

h1

Adam Fawer – Olasılıksız

Şubat 9, 2009

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?

Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..

diyor arka kapak yazısı..

Read the rest of this entry ?

h1

Suskunlar – İhsan Oktay Anar

Eylül 16, 2008

SUSKUNLAR

İhsan Oktay Anar – İletişim Yayınları

Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce… Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek.

Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü… Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri… Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır.

Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi.

Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de “suskunlar”dan biri olacaksınız…

Read the rest of this entry ?

h1

Siz bu hikâyeyi daha önce okumuştunuz!

Ağustos 19, 2008

Hüzün ve Tesadüf’ten sonra her sonbaharda farklı bir hikâye ile karşımıza çıkan Mustafa Kutlu, bu yıl eylülü beklemedi. Diğer uzun hikâyelerinden farklı bir tarzı olan ‘Huzursuz Bacak’ adlı kitabında Kutlu, özünü kaybeden İstanbul, çöl haline gelen fikir dünyası ve yozlaşan hayatlarla beraber, toplumda ortaya çıkan huzursuzluğu irdeliyor.

Mustafa Kutlu, hikâyelerini olaylar üzerine kuran ve üslûbuyla okurların damağında sohbet tadı bırakan bir yazar. Uzun hikâyelerle adı bütünleşen Kutlu, bu kez pek de alışık olmadığımız bir tarzla çıkıyor karşımıza. ‘Huzursuz Bacak’ (Dergah), üslup yönünden yine okurla tatlı bir sohbet havası taşısa da anlatım tarzındaki farklılıklarla Mustafa Kutlu okurlarını şaşırtabilecek bir hikâye. “Siz bu hikâyeyi daha önce okumuştunuz” cümlesiyle başlayan kitap, ilk paragrafında okurun dudaklarında gayr-i ihtiyâri bir tebessüm oluşturabilir. Zira giriş bölümü, yazarın yıllar önce kaleme aldığı ‘Sır’ adlı kitabındaki ‘Satılık Huzur’ hikâyesinin başlangıcıyla aynı. Daha sonra farklılaşarak devam eden hikaye, 80 sonrası neslin fikir dünyasındaki sığlığı, ülkemizde, hatta dünyada bu alanda yaşanan kuraklığı ve satılığa çıkarılmış huzurumuzu tartışmaya açıyor.

‘Satılık Huzur’dan bugüne söylenecek çok şey olduğunu düşünen yazar, kitabında ülkemizin ertelenen ve bir türlü kalıcı çözüme ulaştırılmayan problemlerinden bir kısmını ele alıyor. Hikâyeleri içinde fikirlerini açıkça belirtmekten kaçınan Kutlu’nun son hikâyesinde bu konuda farklı bir tavır takındığını görüyoruz. Bu yüzden Huzursuz Bacak’ın; Mavi Kuş, Tufandan Önce, Uzun Hikâye gibi yazarın bir çırpıda okunan hikâyelerine benzediğini söylemek zor. Kutlu, bu kitabın kendisini diğer hikâyelerden daha fazla zorladığını belirtiyor. Dolayısıyla ‘Huzursuz Bacak’, yazarı gibi okurun da kafasını yoracak ve onları bu sorunlar hakkında düşüncelere sevk edecek bir hikâye olarak görünüyor.

Read the rest of this entry ?

h1

Sâhipkıran / nâm-ı diğer hamzanâme

Ağustos 10, 2008

Sâhipkıran – Hasan Aycin

İz Yayıncılık / 2007

536 syf

- Ben Nûşirevân mûşirevân anlamam.
Birlikte, mağaradan çıkıp bir kayaya oturdular. Başlarını kaldırıp ipil ipil yıldızlara baktılar. Hemen üstlerinden bir yıldız kayarak geçti. Aşağılardan, gececi çöl kuşlarının sesleri geliyordu. Çöl, karanlığa gömülüp giden koyu gri muhteşem bir manzaraydı. Amr-ı Ayyâr, Sâhipkırân’ın elini tuttu,
- Bir gün zâlimleriyle savaşacağımız şu dünyaya bir bak, dedi, hani nerde Nûşirevân; bunların hangisi onun gölgesi? Yıldızlardan ve çölün gölgelerinden başka görüntü yok. Gececi kuşların ötüşlerinden başka da ses gelmiyor. Evvel Allah, el ele verdik mi kötüler girecek delik arayacaklar. Paşa gönülleri bilir; eğer isterlerse, şimdiden savaşmaya başlarız.
Sâhipkırân coşkuyla,
- Ayyâr Ayyâr, dedi, çöl tilkisi kadar cürmün yok; ama, yüreğin yerle gök arasına sığmıyor! Dediğin gibi, eğer isterlerse hemen savaşmaya başlarız.
- Ahitleşelim mi?
- Haydi!

Read the rest of this entry ?

h1

Kalbin İlacı

Temmuz 26, 2008

Kalbin İlacı

Ed-Da ve’d-Deva

İbn Kayyim el-Cevziyye

Elif Yayınları / Şark Klasikleri Dizisi

Sevap ve günah; insan ruhunun değişkenliği; melekilikten şeytaniliğe; tüm yönleriyle insan; bu kitabın mevzuudur.

İnsanı en üst derecelere getiren şey ne? Günahların en büyük zararı ne? Sevgi nedir? Sevgi ne zaman insanı yüceltir? Dualarımız bizim için neyi ifade eder?

İbn Kayyim bu kitabıyla, edebiyat, psikoloji ve dini ilimlerdeki dehasının muhteşem bir sentezini sunuyor.