slow motion

Her gün bir sürü kelimeyle dolmak dolmak ama sese dökülenlerin uğultusundan yazmaya hiç fırsat kalmaması. Galiba biraz yavaşlamak gerekiyor. Ender Saraç kitabında 40 gün süren bir tefekkür diyetinden bahsetmişti. Beslenmeden, yapılacak işlere, konuşmaya kadar bir sürü maddesi olan bir liste. Manevi bir arınma için giriş gibi düşünebilirdiniz. Okurken hoşuma gitmişti de sonuna eklediği tavsiyeler kısmındaki “motorlu taşıtlara olabildiğince az binin” kısmına kadar. Nasıl mümkün olsun bu?

Demek ki her gün yolda geçirdiğim 3 saat kalbimi yavaş yavaş öldürüyor. Her gün bir daha karşılaşılmayacak yüzlerce yüz görmek, onları incelemek, zihnin onlarla meşgul olması onun için ne büyük karmaşadır kim bilir! Bazen metroya biner binmez hemen gözlerimi kapıyorum, sanki kimseyi görmediğimde o karmaşanın içine hiç girmemişim gibi, bir koltukta uyuyakalmışım gibi. Issızlığın sıkıcılığıyla, insanların ya da trafiğin verdiği yorgunluk arasında bir seçim yapabilir miyiz bilmiyorum. Alışmış olmaklığımızı sürekli dillendirerek kendimizi şartlandırıp huzursuzluğumuzu biraz olsun azaltabiliyor muyuz onu da bilmiyorum. Hayatın hep biraz mutluluk-biraz mutsuzluk çizgisinde gideceğini farkettiğimiz anla bunu kabul ettiğimiz an arasındaki süre ne kadar kısaysa huzurlu geçireceğimiz süre de o derece artıyor galiba.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s